Balkan turumuzun ilk durağı Belgrad

Balkanlar

Bu yılın başında eşimi sahte bir Periscope yarışması ile kandırarak evliliğimizin 10. yıl dönümünde Balkan turu yapacağımızı söylemiştim. Çok şükür Mayıs’ın son haftası bu 8 günlük tatilimizi yaptık. 10. Evlilik yıldönümümüzde Ohrid’deydik. Şimdi daha önceki Karadeniz yazı dizisi kadar uzun tutmamakla beraber fırsat buldukça bu gezimizdeki yaşadıklarımızı, ziyaret ettiğimiz yerleri sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Mayıs ayındaki geziyi ancak şimdi yazabiliyoruz; çünkü bu geçen zamanda gezentigillerin yeni bir yere yerleşme telaşı vardı. Bu telaş içerisinde önce arabamızı, sevgili Jarvis’imizi sattık. 4 Ay onsuz geçen günlerde gezemediğimiz gibi o moralle yazı da yazamadık. Başka projelere odaklandık. Sonra evimizi de satıp başka bir mahalleye taşındık. Şimdi çok şükür arabamıza da kavuştuk. Artık yazmamak için hiç bir neden yok.

Henüz planlama aşamasındayken bazı arkadaşlarımın yaptığı gibi önce uçakla bir şehre gidip oradan araba kiralayıp kendi başımıza bir kaç şehri gezer döneriz diye düşünmüştüm. Tanıdığım bütün Balkan kökenli veya bizzat oralı olan arkadaşlarımdan yardım alarak muhtemel bir rota çizmeye çalıştım ama sonrasında yol iz bilmeyen ve Batum‘u saymazsak hiç yurt dışına çıkmamış birileri olarak bu rota bana güvenli gelmedi. Bunda Taken bilmem kaç filmindeki Arnavut çetelerinin etkisi yok değil. Dolayısı ile tur şirketi ile gitmeye karar verdim. Bu aşamalarda eşime sürpriz hazırladığım için onun haberi yoktu tabi.

Webde kısa bir araştırma yapıp evlilik yıl dönümümüzü de içerecek şekilde bir haftalık bir tur buldum. Vizesiz olması önemliydi çünkü vizeyle uğraşmak istemiyordum. Pasaportlarımız hazırdı. Uçağa binip gitme kolaylığında olması başlangıç için bize yeterdi.

belgrad-1

Bir tatil sitesinden güya erken alma imkanlarından yararlanıp rezervasyonu yaptım. Şimdi dönüp bakıyorum pek öyle avantajlı bir fiyata aldığım söylenemez. Tur firmasının kendisinden almak daha makul sanırım. Diğer türlü son dakikaya kadar hangi turla gideceğiniz belli olmuyor. En azından benim alışveriş yaptığım firma 24 saat kala bilgileri gönderdi. Çok da detay vermedi.

Belgrad’a inmek üzereyken gözlerimizin önüne serilen geniş, yemyeşil, düzgün araziler çok hoşumuza gitti. Ağaçlarla kaplı kasabalar öbek öbek görünüyordu. Arazilerin hemen hepsi tarlaydı.

Havalimanında turdaki diğer insanlarla buluşup kalabalık bir ekip şeklinde yola çıkacağımızı düşünmüştük. Öyle olmadı. Turdaki diğer insanları ancak Belgrad’da Nikola Tesla havaalanına indikten sonra görevli ve uyuz polisin pasaportlarımızı toplayıp ukala bir şekilde bizi peşinden sürüklemesi sonrasında tanıyabildik. Polis kafasına göre pasaportları toplayıp küçük bir standa kadar bizi peşinden sürükledi. Kalabalığın içerisinde bazıları “yok ya! bir daha gelmem, bu ne!” demeye başlamıştı bile. Daha dakika bir gol bir!

Lafı uzatmayayım; hepimiz aynı turda olduğumuzu, bir haftalık bir tur olduğunu, otellerimizin vs ayarlanmış olduğunu çat pat ifade edip bizi inişte beklemesi gereken tur rehberine güzel sözler sarf ederek polisten kurtulduk. Meğer rehber bizi havaalanının içerisinde bekliyormuş. İndiğimiz yere haklı olarak girememiş.

Tur rehberimizle ve otobüs şoförümüzle tanışıp bavulları yerleştirdik. Hemen şehir turuna başladık. Normalde otele gidip eşyaları yerleştirmemiz gerekiyordu ancak bizden önceki tur henüz otelden ayrılmadığı için önce şehir turu yapmamız icab etti.

Şehirde otobüsle dolaşmaya başlarken bir yandan rehberimiz etrafımızdaki binalardan bahsediyordu. Aklımızda kalanlar 1999’da Nato tarafından bombalanan ve kimisi olduğu gibi bırakılan binalar oldu. O yıllarda Kosova’yu işgal eden Sırbistan Nato’nun direktiflerine karşı çıkınca 78 gün boyunca bombalanmış.

İlk durağımız Kalemegdan

belgrad-9

Kalemegdan

Kalemegdan yani Türkçe “kale” ve “meydan” kelimelerinin birleşmesiyle oluşan bu isim Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktadaki Belgrad Kalesi’nin içerisindeki alana deniyor. Belgrad Kalesi bizim Beyoğlu’na benzer, trafiğe kapalı, turistik bir caddeye (Knez Mihailova) çok yakındı. Rehberimiz ilk dakikadan itibaren peşinden atlı koştururcasına bütün ekibi sürükleyerek kalenin İstanbul Kapısı‘ndan itibaren bir yandan anlatmaya bir yandan da etrafı gezdirmeye başladı.

belgrad-4

belgrad-2

belgrad-5

belgrad-6

Kalemegdan içerisinde Osmanlı padişahlarından III. Ahmed‘in silahdarı olan Damat Ali Paşa Türbesi bulunuyor. Türbe savaş yıllarında biraz problem yaşasa da yine de sağlam duruyor. Ayrıca Sokollu Mehmet Paşa‘nın yaptırdığı eserlerden Sokoloviç Çeşmesi de geçirdiği restorasyonlarla ayakta duran nadir yapılardan bir diğeri. Kalenin saat kulesinin bulunduğu İstanbul Kapı, Zindan Kapı gibi farklı isimlerle alınan girişleri var.

belgrad-16

Sokoloviç Çeşmesi

belgrad-10

Tuna ve Sava Nehrinin Birleştiği Yer

belgrad-11 belgrad-12

Kalenin Tuna ve Sava nehirlerine bakan kısmındaki manzara görülmeye değer. Nehirden uzun turistik gemiler süzülüyordu, bir daha ziyaret imkanı olursa mutlaka değerlendirmek gerek. Şehrin kalenin karşı tarafında kalan kısmı Yeni Belgrad olarak geçiyor. Bir zamanlar 300-400 sene boyunca buraların Türk yurdu olduğunu düşünmek ve şimdi Avrupa Birliği kapılarında 3-5 değil 50 yıl bekletilen bir ülke muamelesi görmek.. İnsana ne kadar acı veriyor değil mi.

belgrad-7

Hızlı Kalemegdan gezimizden sonra 3 saatlik bir serbest vaktimiz oldu. Biz de bu bol vakti değerlendirmek için önce yukarıda bahsettiğimiz turistik caddede dinlenip sonra kaleyi bu kez sindire sindire kendi başımıza gezmeye karar verdik.

belgrad-8

Caddede heykel misali kendini boyayıp hareketsiz duran, etrafındaki insanlardan para toplamak için ara sıra hareket eden garip insanlar vardı. Şehrin trafiğe açık caddelerinde çok eskimiş kırmızı, yeşil tramvaylar dolaşıyordu. Ayrıca tepesinden elektriğe bağlı otobüsler de vardı. Tabelalar genelde kiril alfabesi ile yazıldığından pek bir şey anlamadık.

belgrad-17

belgrad-18

belgrad-13

belgrad-14

Bayraklı Camii

Vaktiyle 300 küsür camii bulunan şehirde tek ayakta kalmış olan Bayraklı Camii bulup ziyaret ettik. Meydana oldukça yakındı. Burada öğrendik ki Balkanlardaki bütün camiiler maalesef ülkemizdeki gibi gün boyu açık kalamıyor. Sadece namaz vakitlerine yakın açılıyor ve namazdan bir süre sonra tekrar kapanıyor. Sebebi tabi ki güvenlik. Camii bahçesinde tanıdık simalar, müslüman çehreler görmek içimize buruk bir sevinç bıraktı.

belgrad-15

Gece Tuna Nehri

Serbest zamanımız bitince akşam olmak üzereydi. Toplaşıp otele yol aldık. Otelimiz Tuna Nehri‘nin Sava‘yla birleştiği noktaya çok yakındı. Akşam yemeğini (tavuk, patates, salata, tatlı) otelde yiyip nehir kenarında yürüyüş yaptık. Oldukça kalabalık bir yürüyüş alanıydı. Onlarca kuğu nehrin üzerinde dinleniyordu. Su alabileceğimiz temiz bir yer ararken sokakların içerisindeki küçük bir büfeye rastladık. Sahibi müslüman bir amcaydı. Bizi görünce çok sevindi. İstanbul’dan ve Mekke’ye hacca gittiğinden bahsetti.

Yürüyüşten sonra çatı katındaki şirin odamıza dönüp dinlendik. Ertesi gün çok erken kalkmamız gerekiyordu.

Bir sonraki gün rotamız: Saraybosna olacaktı.

Not: Belgrad’ta çektiğimiz diğer fotoğraflar için facebook albümümüze bakabilirsiniz.

Gezentigiller’i Takip Edin:

Instagram | Facebook | Twitter

Gezmeyi ve fotoğraf çekmeyi sever, bthayat.net’te de yazar. Kitapi.Net'in kurucularındandır. PHP ve iOS Programcısıdır.

2 Comments

  1. Merhaba, Belgrad haftasonu bile ziyaret edilebilecek oldukça güzel ve hatta ucuz bir yer. Paylaşımınız için teşekkürler

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Önceki yazıyı okuyun:
Karadeniz Gezisi 13-16. günler: Rize Kıbledağı Camii, Erzurum Ziyareti ve Dönüş

Neredeyse bir yıldır yaza yaza bitiremediğimiz Karadeniz gezimizin son bölümüne geldik. Normalde bir haftalık yıllık izin kullanan kişiler olarak iki...

Kapat