İstikamet İzmir

İstikamet İzmir

Mayıs ayı geldi… Önce bahar heyecanı sonra bayram telaşı derken dolaplarda yazlık kıyafetlerle kışlık kıyafetlerin de yeri değişti. Geriye bir yorgunluk kaldı sadece. O yorgunluk gidince havaların cıvıl cıvıl enerjisi ile yerinizde duramayacaksınız. İş çıkışı kafelerde buluşmalar, sahilde yürüyüşler, parklarda piknikler derken yaşam alanınız ve gitmeyi sevdiğiniz yerler de dar gelmeye başlayacak. İşte o zaman içinizde yollara düşme tutkusunu hissetmeye başlayacaksınız.

Aklınızda bazı yerler, nereye gitsem sorusu derken kafa karışıklıkları ve sorular artmaya çalışacak. Ancak derin bir nefes alın ve bunun bir macera olduğunu unutmayın. Arkanıza yaslanın gözlerinizi kapatın ve görmek istediğiniz, gittiğinizde huzur bulacağınız aklınıza gelen ilk yeri düşünün. Türkiye o kadar büyük ki, doğusundan batısına kuzeyinden güneyine her yanından güzellikler fışkıran toprakları, eşsiz tarihi bölgeleri ve mükemmel doğası ile muhtemelen gittiğiniz her yerde aklınıza kazınacak, asla unutamayacağınız ve herkese anlatmak isteyeceğiniz anılar biriktireceksiniz.

Mayıs ayında olduğumuz için Ege ve Akdeniz bölgesinde denize bile girebileceğinizi unutmamanız gerekir. Eğer ki sezonu erken açıp kendinizi tertemiz sulara bırakmak istiyorsanız ilk durağınız kesinlikle İzmir olmalı. İlk yapmanız gereken şey uçak bileti konusunu halletmek olmalı. Kısa bir gezi için en önemli konuların başında konforlu bir yolculuk gelir. İzmir uçak bileti bulurken çok zorlanmayacaksınız…

Uçak Bileti Arama Yolculuğu

Öncelikle İzmir uçak bileti evet sıklıkla bulabileceğiniz bir rotasyon ancak havaların ısısı arttıkça İzmir uçak bileti fiyatları da artacaktır. Bu nedenle telefonunuza indireceğiniz bir uygulamayla veya ucuz uçak bileti bulmanıza yardımcı olacak internet sitelerinden birine size bildirim gelmesi için ufak bir ayar çektiniz mi en büyük harcama kalemlerinden birini çözmüş olacaksınız.

İkinci soru kaç gün kalacaksınız? Kalacağınız gün sayısı bu tarz küçük bahar kaçamakları için çok önemli. Hem yapmak istediklerinizi sıralamanız gerekiyor hem de gitmek görmek istediklerinizi ona göre planlamanız gerekiyor. Örneğin iki günde her şeyi yapamazsınız. İki günlük bir İzmir tatilinde yapmanız gereken seçeceğiniz güzel mi güzel İzmir’in lokasyonlarından birine konumlanıp iki gün boyunca oranın altını üstüne getirmek olacaktır. Ben kafa dinlemeye, dinlenmeye gidiyorum diyorsanız o zaman sahile en yakın yerdeki konaklama yerlerinde birinde kalıp gece denizin sesiyle uykuya dalıp gündüz denizin sesiyle uyanarak enerjinize enerji katabilirsiniz. Bu tarz geziler için İzmir’den akla ilk gelen yer Çeşme olsa da İzmir’in Çeşme’den ibaret olmadığını unutmamalısınız.

Urla, Özdere, Sığacık…

Urla

Urla, o kadar harika bir yer ki anlatmaya kelimeler yetmez… Kendine has dokusu, insanlarının sıcaklığı, sanata ve yemeğe verilen önem. Urla’da geçireceğiniz birkaç günle adeta yenilendiğinizi iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Sabah erken saatlerde kalkarak sahilde minik bir yürüyüş yapabilir, kahvaltınızı limandaki mekanlardan birinde yapabilir, kahvaltı yaparken Urla açıklarından gelen taze mi taze balıkları getiren balıkçıların mezatına katılabilirsiniz.

Tanju Okan ismi Urla ile özdeşlemiş durumdadır. Her an bir yerden Tanju Okan’ın kendine has sesini bir yerlerden duyabilirsiniz. Sanat Sokağında yapılacak o kadar çok şey var ki ilk nereden başlayacağınızı şaşıracaksınız. Sadece Urla’nın merkezi değil aynı zamanda Özbek Köyü gibi araçla 10 dakika gibi kısa sürede varacağınız harika yerleri de bulunmakta. Şanslıysanız ve yerel pazarın olduğu günlerde Urla’da bulunursanız mis gibi kokan, her şeyin taze olduğu pazarda harika vakit geçirebilirsiniz. Evde denemek üzere daha önce adını duymadığınız lezzetli otlardan satın alabilirsiniz. Cebinizde İstanbul uçak bileti olmasına rağmen, Urla’da vakit geçirdikçe tatilinizi nasıl daha fazla uzatacağınızın taktikleri aklınıza düşecektir.

Özdere

Özdere, daha çok İzmirlilerin tatil bölgesi olan Özdere tam bir yazlıkçı bölgesi. Ancak İzmir’in mükemmel doğası, havası ve denizi sayesinde orası da bambaşka bir yere dönüşüyor. İzmir’de pekçok bölgede olduğu gibi Özdere’de de yaz kış kalan insanlar var. Kışın da belli bir hareketliliği olan Özdere, geniş sahilleri ve mükemmel deniziyle bir geleni bir kere daha kendine çekmeyi başarmış lokasyonlardan biridir. Özellikle hareketliliğin başladığı bahar ve yaz aylarında civar köylerden gelen üreticilerin direkt tarladan getirdiği ürünlerin satıldığı Özdere pazarındaki çeşitlilik karşısında gözlerinize inanamayacaksınız. Sebzeler, meyveler, süt ürünleri ve kendine has peynirleri ile pazarda dolaşırken hepsinin tadına bakmak isteyeceksiniz. Eğer Özdere merkezdeki pazara gittiyseniz mutlaka pazarın başında konumlanan kadınların elleriyle gözünüzün önünde açtığı mükemmel gözlemelerden tatmalısınız. Malzemesine kendinizin karar verdiği kağıt inceliğindeki hamurla birlikte bir harikaya dönüşen gözlemeden tıka basa yiyeceğinizin garantisini verebiliriz. Pazar macerasından sonra kendinizi kilometrelerce süren harika sahil yolunda yürürken bulabilirsiniz. Herkesin birbirine selam verdiği denizden gelen iyot kokusunu içinize çeke çeke yapacağınız yürüyüş sizi yormak yerine aksine enerji verecek. Ben sakinlik severim kalabalık beni yorar diyorsanız Özdere ve sahilleri tam size göre.

Sığacık

Sığacık, kelimelerle anlatmaya yetmeyen mutlaka gidip görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Antik dönemlerden kalma Sığacık’ta hem Osmanlı izleri hem de tarih sahnesinde yer alan başka uygarlıkların izlerini görebilirsiniz. Ege’nin en güzel ve özel tatil bölgelerinden biri olan Sığacık, Türkiye’nin ilk Sakin Şehir unvanına sahip bölgesidir.

Mandalina kokulu sokakları, taş evleri ve büyüleyici deniziyle Sığacık’ta her köşe başında sizi şaşırtacak bir şey bulabilirsiniz. Seferihisar’a bağlı Sığacık da İzmir’in pek çok bölgesinde olduğu gibi organik tarımla öne çıkıyor. Organik yerel ürünler pazarı her daim İzmir’in hatta civar şehirden gelen misafirlere ev sahipliği yapıyor. Sığacık’ın tarihi M.Ö. 1000 yılına kadar uzanıyor. Çok büyük olmasa da Teos Antik Kentine uğrayarak o büyüleyici atmosferi birebir yaşayabilirsiniz.

Teos Antik Kentinde akropol, tiyatro ve tapınak kalıntıları arasında dolaşarak o dönem yaşananları hayal edebilirsiniz. Dünya çapında üne sahip olan Teos Antik Kentinin ilginç bir hikayesi vardır. Teos, MÖ 1000’li yıllarda, Zeus ile Semele çiftinin oğulları Dionysos‘un oğlu Athamas tarafından kurulan bir antik kent olduğu iddia edilmektedir. Teos Antik Kentine giderek M.Ö 1000 yılında kurulan bu özel alanda dolaşabilir, tarih şöleni yaşayabilirler. Ayrıca Akkum ve Akarca Plajına giderek tatilinizi renklendirebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: