Dalyan Genel Ölüdeniz Pamukkale

Fethiye’ye belki de en güzel zamanda gittik. Kayaköy, Saklıkent, Salda Gölü ve Pamukkale’yi gezdik.

Haziran ayıydı, okulların bitmesine bir iki hafta daha vardı. Çocuklar uyumuş biz de salonda oturup Yolcuların Dikkatine isimli YouTube kanalının son videosunu izliyorduk. Karavan paylaşımları ile takip etmeye başladığımız bu genç çift aynı zamanda uzun yıllardır Fethiye’de bir butik otel işletiyordu. Ara sıra otellerine dair videolar çekip paylaşıyorlardı ama ilk kez a’dan z’ye bütün oteli güzelce anlattıkları bir video yapmışlardı. Ya da ben öyle hissettim. Videoyu daha bitirmeden, hanıma hadi buraya gidelim dedim. Okullar bitmeden gidelim, sonra herkes buralara doluşacaktı nasılsa. Çocuklar henüz üçüncü sınıfa gittikleri için son haftalarda zaten doğru düzgün gelen de yoktu. Olur mu olur. Hemen WhatsApp üzerinden iletişime geçtik ve rezervasyonumuzu yaptık. Sanırım iki gün sonra da hemen yola çıktık.

Bu yaz aslında Hollanda’ya, kayınbiraderi ziyaret etmeye niyetlenmiş ve bunun için pasaportlarımızı yenilemiştik. En son on sene önce, evliliğimizin 10. yıl dönümü için Balkan Turu yapmıştık, bu sene de 20. yılımız için gene yurt dışı yapalım diye hayal ettik ama vize problemi bizi uğraştıracağa benziyordu. Sonradan öğrendik ki vize probleminin arkasında bir çete varmış. Hasılı baktık o iş yalan olacak, biz de güzel güzel Fethiye’ye gidelim dedik.

Kalacağımız otelin ismi Duman Otel idi ve Fethiye merkezde değil, bir zamanlar oraların yaylası olarak kullanılan Ovacık kısmındaydı. Otelimiz hemen yolun kenarındaydı ve otel sahibinin videoda dediği gibi meşhur marketler hemen otelin yakınlarındaydı. Neden bundan bahsettim, çünkü bu kısa tatile biz kısaca falan market tatili diyorduk. Bütün ihtiyaçlarımızı hemen ordan alıyorduk. Anlatacağım.

Duman Hotel
Çocuklar otelin lobisindeki eski konsolu denediler.
Begonviller çok güzeldi

Otel çok temiz, havuzu da olan, giriş ve restoran kısmı yol kenarında, odaların olduğu bina daha arkada, havuzdan sonra geliyordu. Bu yönüyle yola yakın olmaması bizim için iyiydi, gürültü daha az olurdu. Dairemiz apart şeklindeydi, yani kendi mutfağı da vardı. İki odalıydı. Çocuklar daha girer girmez daireyi çok sevdiler.

Biz normalde böyle otel tatili hemen hiç yapmadık diyebiliriz. Bizim için tatil, gezmek keşfetmek olmalıydı. En azından belki bir kaç sene öncesine kadar böyleydi. Bu yaz kendimizi zorlayıp gene bir yerlere gezdik. Çocuklara daha önce iki kez gittiğimiz Saklıkent kanyonunu gezdirmek istiyorduk mesela ama son günlerdeki yağışlar nedeniyle sular çoğalmış, sadece girişindeki ilk bir kaç kilometrelik yeri dolaşabildik.

Saklıkent
Saklıkent
Saklıkent

Başka bir gün hemen bizim otele yakın, terkedilmiş bir rum köyü olan Kayaköy’e gidebildik. Mübadele zamanında boşaltılan bu köye bizimkiler pek alışamamış ve yerleşmemişler. O nedenle köy komple boş kalmış. Az bir yer de değil. Yüzlerce taş evin olduğu kocaman bir köy. Burada drone’umuzla küçük çekimler yaptık, fırsat olursa onu da paylaşırız.

Kayaköy
Kayaköy’de dev kaktüsler vardı.

Ölüdeniz’e de gittik. Tabi ki o pahalı yerine girmedik. Sahilin paraşütçülerin indiği kısmında vakit geçirdik. Yüzlerce paraşütçü iniş yaptı. Çok tuzlu olmasaydı ben paraşütle atlamaya razıydım. Ama fiyatlar öyle pahalıydı ki, ne paraşüte ne de teleferiğe elimizi süremedik. Tıpkı Kapadokya’daki balon ücretleri gibi burası da oldukça tuzluydu. Ama iniş yapan paraşütçüleri izlemek keyifliydi. Ölüdeniz semalarında martılar gibi onlarcası aynı anda süzülüyordu.

Bir gece Fethiye’de yaşayan, oralı olan çok sevgili bir arkadaşım bizi ziyaret etti. Havuz başında saatlerce muhabbet ettik. Çok keyifli vakit geçirdik.

Fethiye’nin yerlisi olan arkadaşım Selman sağolsun bizi ziyaret etti.

Otelde günlerimiz çok güzeldi. Sabahleyin odamızda çayı demleyip, yumurtaları pişirip restoran kısmına geçiyorduk. Havuza bakan masalardan birine neredeyse hemen her gün biz oturduk. Meşhur üç harfli marketten aldığımız kahvaltılıklarımızı da getirip ailecek güzel bir kahvaltı ediyorduk. Otel kahvaltı konusunda serbestti. İstersek onlardan ücreti mukabili kahvaltı sipariş edebiliyor istersek kendi kahvaltımızı yapabiliyorduk. Başka oteller belki buna izin vermez ama fiyatları erişilebilir tutmak adına böyle bir yol seçmeleri bizi çok memnun etmişti.

Paraşütçüler kuşlar gibi süzülüyordu

Gelmeden bir gün önce yine bizim iki kez gittiğimiz hatta orda kaldığımız Dalyan’a gittik. Baya uzaktı ve motorlara binmek için çok geç kalmıştık. Dalyandaki İztuzu kumsalını çok seviyorduk ama asıl o dalyanların arasından motorla gezmeyi çocuklar da deneyimlesin istiyordum. Neyse baktık ki o gemi kalkmış, biz de hemen aracımızla İztuzu’na yola koyulduk. Kendi aracımızla oraya ilk kez gidiyorduk. Geçtiğimiz yollar çok hoşuma gitti. Plajın ucuna kadar aracımızla gidebildik. Yine akşamüzeri idi ama yaklaşık bir saatimiz kadar vardı. Çocuklar da biz de tenhalaşan kumsalda rahatça denize girebildik. Güzel eğlenceli vakitler geçirdik. Ertesi gün dönerken buradan geçeceğimizi sandığım için gene gelir, motorlara da bineriz diye düşündük ama Pamukkale istikameti o yönde değilmiş, o yüzden ikinci turu yapamadık.

İztuzu Kumsalı
Dalyan
Dalyan Kral Mezarları

Son gün kahvaltıdan sonra otel sahibimizle (ve belki gelirse eşiyle beraber) bir fotoğraf çekiniriz diye düşünüyorduk ama o gün kendi YouTube kanalları için çekime gitmişler, vedalaşamadık. Biz de gıyabında sanki o da varmış gibi bir fotoğaf çekinip onu AI ile montajladık. Kendisine sorup onay aldığımız için o fotoğrafı burda paylaşıyoruz.

Otel Sahibimiz Cihan Bey (AI ile montaj edildi, onun izni ile kullanıyoruz)

Dönüşümüzü de dolu dolu geçirmek için önce Salda Gölü’ne gittik. Ben umduğum gibi buldum ama sanırım gölün başka giriş yerleri de vardı ki eşim Maldiv’lere benzetemedi pek. Belki haklıdır. Başlarda yüzecek bir giriş bulamamıştık ama göl kenarında biraz yürüyünce rahat girebileceğimiz ve çocuklarla yüzebileceğimiz yerler vardı. Zaten oldukça içerilere kadar yürünebiliyordu. Çocuklarla çok güzel eğlendik.

Salda Gölü

Salda Gölü’nden sonra hedefimiz Pamukkale’ye uğramaktı. Burasını biz çok seviyorduk. Çocuklar da bayılır diye düşündük. Öyle de oldu, ama çocuklardan önce neredeyse bizim elektrikli aracımız bayılıyordu. Çünkü bilmediğimiz yerlerden gidiyorduk ve etrafta çok fazla şarj istasyonu yoktu. Dağların tepesinde %10 şarjla minik minik adımlarla giderken kimin kapısını çalsak diye içimizden geçiriyorduk ve bayır aşağı inerken elde ettiğimiz geri dönüşüm şarjı ile seviniyorduk ki birden karşımıza Tarım Kredi Kooperatifi’nin Türkiye’de tek olan tesisi çıktı. Çölün ortasında bir vaha gibiydi. Çok ferah bir mekandı. Kapısında elektrikli araçlar için şarj istasyonları, güzel bir bahçesi, mescidi, yemek alanları vardı. Sevinç içerisinde orada mola verdik. Bir saatten fazla eğleştik. Hem biz hem arabamız şarj oldu. Ondan sonra Pamukkale’ye doğru yola koyulduk.

Pamukkale’ye akşam olmadan vardık ama müze saatini geçmiştik. Gece müzesi diye bir yol bulmuşlar 🙂 Gündüz müze kartla ücretsiz gezebilecektik ama o saate denk geldiğimiz için ücreti mukabili giriş yapabildik. Olsun çok pahalı değildi. Çocuklar beyaz alanları görünce çok şaşırdı. Hemen suya girdiler. Epey kalabalıktı. Belki 40-45 dk sonra akşam olacaktı. O yüzden olabildiğince güzel vakit geçirmeye çalıştık. Güzel fotoğraflar çektik. Pamukkale’nin arkasındaki tarihi yerleri istediğimiz kadar dolaşamadık tabi ama yine de kapıya giderken eski eserlerin içerisinden geçtik. Otoparkın orda mescit de vardı. Namazımızı kılıp rahat bir şekilde dönüş rotamızın ara durağı olan Gönen’e, çocukların anneannelerini ziyarete gittik. Gönen’de bir iki gün geçirip ordan İstanbul’a evimize döndük.

Pamukkale
Pamukkale

One thought on “Fethiye’ye belki de en güzel zamanda gittik. Kayaköy, Saklıkent, Salda Gölü ve Pamukkale’yi gezdik.

  1. Uzun zamandır blog yazısı okumamıştım. Elinize sağlık.
    Güzel bir gezi olmuş. Bizde normalde temmuz ağustos ayında gittiğimiz köyümüze okulların son haftasında gittik. Bu sene yağışlarında uzun sürmesiyle yollar (yaklaşık 750km) ve köy yemyeşildi. Havalar gündüz rahatsız etmeyecek kadar sıcak akşamları camları kapatıp yatacak kadar serindi. İyi ki erken gitmişiz dedik.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir