Uzun bir aradan sonra Belgrad Ormanı

Evimiz Bahçeşehir Gölet’e yakın olunca -ve havalar da pek müsait olmayınca- Belgrad Ormanı’nı biraz ihmal ettik. Burası bahar aylarında yemyeşil doğasıyla cezbettiği gibi kışın da harika manzarasıyla mutlaka gidip görmek istediğimiz bir yer bizim için. Hal böyle olunca araya daha fazla hasret girmesin deyip soluğu ormanda aldık. Genelde sadece kalabalık olduğumuzda Continue Reading

Otopark.com ekibiyle Beykoz’da test sürüşü – [video]

Gezentigiller yeniden dört teker üstüne çıkalı beri bir fırsat olsa da kendimizi sağa sola atsak diyorduk. Bu Perşembe neredeyse üç aydır peşinde koştuğumuzu bir fırsatı değerlendirme şansı bulduk: Türkiye’nin en iyi otomobil test ekibi Otopark.com ile test sürüşü!

Otopark.com nerdeyse bir yıldır yakından takip ettiğimiz otomobil üzerine kurulu bir YouTube kanalı. Ayrıca çok aktif bir forumları da bulunuyor. Kurucu ve yöneticileri And Çetin ve Sinan Koç diğer otomobil test kanallarından çok farklı bir çizgiye sahipler. Diğer test sürüşü kanalları gibi motomot değil, sanki iki üç arkadaş otomobile atlayıp gerçekten alıcı gözüyle arabayı inceliyormuş gibi çalışıyorlar. Normalde test videoları 10-15 dakikayı geçmezken Otopark’ın 45 dakikalık videolarına bile rastlayabilirsiniz. Hal böyle olunca çok farklı bir takipçi kitlesine sahip oluyorlar. İşte bu kitle “alın arabamı test edin” diyenlerle dolu olduğu için bu sene “Otopark.com arabamı test etsin” başlığı altında video serisine başladılar.

Ben de araba daha ilk haftasındayken Otopark ekibine aracı alıp test edebileceklerini yazmıştım. Meğer onlar çoktan böyle bir kampanyayı başlatmışlardı bile. Bu konuyla ilgili foruma başlık açıp paylaşabileceğimi söylediler. Oradaki hareketliliğe göre testleri yapıyorlardı. Nihayet üç aylık bir bekleyişten sonra bizim Kia Soul de listeye girdi. Üstelik Fiat 500x ile karşılaştırmalı test yapılacaktı.

Kar kış derken program biraz aksasa da dün sıcağı sıcağına kış lastiklerini taktırıp bugün sabah erkenden yola çıktım. Çekimler soğukta ve dışarıda yapılacağı için Şahika hanım katılamadı. Sonra pişman olmadı değil 🙂

Saat 11’de Beykoz’da Sinan Koç ve ekibiyle buluşup kendimizi etrafı karla kaplı yollara attık. Beykoz’un bu kadar derinlerine hiç gitmemiştim. Hele karlı havada.

Çekimin ilk saatlerinde hava epey soğuktu ve kar da yağıyordu. Otopark ekibinin özel plakaları yapışmak bilmiyordu. Zar zor plakaları yapıştırıp çekime başlayabildik. Bu esnada başka bir test ekibi de ayni yerde çekim yapıyordu. Beykoz demek ki sadece dizilerin değil test sürüşü yapanların da favori mekanı.

Ekip harıl harıl dış çekimleri bitirince iç çekimleri yapmak için yol ortasından daha rahat bir alan aramaya koyulduk. Bir derenin kenarında yarısı karla kaplı geniş bir alan bulduk. Derenin üstünde köprü de vardı. İç çekimleri burada yaptılar. Sinan hoca sağolsun burda bize makaron ikram etti. Bizim hanım bunu çok sever, gelmediğine üzülecek deyince Instagram üzerinden hemen mesaj gönderip nazire yaptık 🙂 Sonra makaronları ona götürmem için bana verdi sağolsun.

Burada epey vakit geçirdikten sonra kalan bir kaç çekimi tekrar yolda yapmak icab ediyordu. Buraya çok yakın bir yerde harika bir Karadeniz evi gördük. Hemen yanında naylası bile vardı. O evin yakınlarında kalan çekimleri de yapınca sıra anlatımlı çekimlere geldi. 

Ben sadece kendi aracım için anlatımlı çekimlere katılacağımı sanıyordum. Sinan hoca açılış konuşmasında ikisini de beraber yapacağız deyince eyvah dedim. Aslında hayalimde; Sinan ve And hocalar anlatır, ben arka koltukta bir kenara ilişir, sorulan sorulara kaçamak cevaplar verir yırtarım diyordum. Öyle olmadı 🙂 And hoca zaten yoktu. Sinan hoca benle şoför mahallinde kalakaldı. Önce 10 dakika 500x ile dolaştık. Sonra bizim arabayla biraz daha fazla vakit geçirdik.

Bir ara bizim arabayla virajlarda hız yaparken kendimi camdan uçacakmış gibi hissettim. O anki yüz halimi görmek bile istemiyorum. 

Sorulara cevap verebildim mi bilemiyorum.. Videoları inşallah izleyip beraber ağlarız 🙂

GÜNCELLEME:
Tam bir hafta sonra Otopark.com videoyu yayınladı. Neyse ki korktuğum yerleri zaten silmişler 🙂 Mahkeme suratıma ve kerpetenle ağzımdan dökülen cümlelere dayanabilecekseniz buyrun izleyin 🙂

Bahçeşehir Gölet Kışın Bir Başka Güzel

Bugün dahil son bir kaç gündür devam eden kar İstanbul’u hatta bütün Türkiye’yi etkisi altına aldı. Geçtiğimiz Cuma akşamı biz de bu kardan nasibimizi aldık. Maalesef bir önceki yazıda çamura battığımız gibi bu kez de trafikte kaldık. Üstelik tam 10 saat.. Akşam 19:00’da Davutpaşa’daki işyerimden çıkıp sabah 05:00’de Ispartakule’de evime varabildim. Ha bugün ha yarın alırız dediğim için henüz aracımızda kış lastikleri yoktu. Ancak çok şükür 25 km’lik yol boyunca araba hiç kaymadı, patinaj da yapmadı. Sağımda solumda patinaj yapanlar, üzerime doğru kayanlar oldukça salavat getirip hiç gaza basmadan usul usul devam ettim. Bir ara rampanın birinde önümdeki koca kamyon geri geri kaymaya başlayınca epey korktum. Çok şükür Ispartakule gişelere kadar 2 bayır, 3 de rampa çıktım. Gişelerden sonra Bizimevler’e giden yol epey rampa olduğundan -bir de üzerinde 10 saatlik kar yağışı olduğundan- o son rampayı çıkamadım. Aracı kenara çekip eve yürüdüm. Zaten 500 m filan kalmıştı.

O gece kütük gibi uyuyup ertesi gün arabayı  kontrol ettim. Diğerleri ile beraber yolun kenarında kuzu kuzu duruyordu.  Cep telefonum soğukta çalışmadığından fotoğrafını çekemedim. Rampanın sağında yine Bizimevler’e giden bir tünel ve daha dik bir rampa vardı. Oraya girenler hepten kalmıştı. Dün dahi arabalar orada duruyordu. Yolun içerisinde dahi arabalar kaldığından kar küreme araçları girememişti.

Dün hava çok güneşli idi. Arabamızı belki çıkarabiliriz deyip eşimle birlikte gittik. Küreğimiz olsaydı işimiz çok kolaydı ama henüz küreğimiz de yoktu. Kar eldivenleriyle arabanın arkasındaki karı 3-4 kere dinlenerek ellerimle yan tarafa attım. Buzları temizledim. Sonra çok şükür geri geri giderek aracı kardan çıkardım.

Hava güzel olur, arabamız çalışır da biz durur muyuz.. Hemen yakınımızdaki Bahçeşehir Gölet’e gitmeye karar verdik. Nasılsa ana yollar temiz diye lastikler konusunda bir tereddütümüz olmadı. Göletin girişine arabayı park ederek karların içerisinden bata çıka gölete vardık.

Bundan sonrası için artık kelimeler kifayet edemeyeceği için sizi harika gölet manzaraları ile baş başa bırakalım.

Dün sosyal medyada bir kısmını paylaştığımız bu yazıdaki fotoğrafları Başakşehir Belediyesi de çok sevdi ve bizden istedi. Orada da görürseniz şaşırmayın 🙂

 

Balkan turumuzun ilk durağı Belgrad

Bu yılın başında eşimi sahte bir Periscope yarışması ile kandırarak evliliğimizin 10. yıl dönümünde Balkan turu yapacağımızı söylemiştim. Çok şükür Mayıs’ın son haftası bu 8 günlük tatilimizi yaptık. 10. Evlilik yıldönümümüzde Ohrid’deydik. Şimdi daha önceki Karadeniz yazı dizisi kadar uzun tutmamakla beraber fırsat buldukça bu gezimizdeki yaşadıklarımızı, ziyaret ettiğimiz yerleri Continue Reading

Kış Soğuklarına Kaplıca Keyfi Yakışır

Yazın her tatil fırsatında sahillere koştuk, denizin, güneşin tadını doya doya çıkarttık. Yazı geride bıraktığımız şu günlerde ise havalar giderek soğumaya ve kış kendisini hissettirmeye başladı. Şalların, battaniyelerin, sıcacık çorbaların, kestanenin, salebin mevsimi geldi. Bedenimizi ve içimizi ısıtacak ne varsa şimdi bize cazip geliyor. Kışın bu soğuk günlerinde tatil deyince Continue Reading

Karadeniz Gezisi 9-12. günler: Artvin Borçka Karagöl

2015 Yazında kuzenlerimizle gittiğimiz uzun Karadeniz gezimizi yıl dönümünden önce bitiremeyeceğiz gibi görünüyor 🙂 Geçen seneki bu yolculuğumuza başlamamızın sebebi Bursa’da yaşayan öğretmen kuzenimin ailesiyle birlikte 3 aylık yaz tatilinde Rize’de uzun uzun kalacak olmasıydı. Onlarla birlikte güzel bir tatil geçirmek için biz de iznimizi uzatıp peşlerine düşmüştük. Ben bu Continue Reading

Balkan Tatili Feyk Yarışması – [video]

Gezmeyi çok seven bir çift olduğumuzu söylemiş miydik :)) Evlendiğimizden beri Şahika Hanım’la Balkanlara gitmeyi çok istiyorduk. Evliliğimizin 10. yıldönümünde yıllardır hayalini kurduğumuz bu tatil için hain bir plan yaptım ve 2 gün önce planı işlettim 🙂 Daha soğrusu Şahika Hanım’ı işlettim. Detayları videomuzda izleyebilirsiniz 🙂 Bu da eşime yukarıdaki Continue Reading

Karadeniz Gezisi 8. Gün: Pokut Yaylası ve Zil Kale – Çamlıhemşin – [video]

Ve nihayet Karadeniz gezimizin asıl sebeplerinden, instagram’da fotoğraflarını görüp görüp iç çektiğimiz mekanlardan biri olan Pokut Yaylası’nı anlatmaya sıra geldi.

Pokut’u sene içerisinde planlarken ofisteki stajyer arkadaşlarımızdan Erhan Gülas buraların onların memleketi olduğunu, amcasının bizzat orada yaşadığını, ziyarete gidersek bize aracıyla yardımcı olabileceğini söylemişti. Zira Pokut’un yolları normal araçları bırakın, SUV’ların bile zorlanarak ilerleyebildiği bir haldeydi. Bizim Hyundai’lerle çıkmamıza imkan yoktu.

pokut yaylası

Bir kaç gün öncesinden bize yardımcı olacak sevgili Celal Gülas abimizi arayıp randevüleştik. Sabah erkenden Çamlıhemşin yolunu tuttuk. Normalde Pokut’a gidenler günübirlik gitmiyor. Zaten yaylanın tadını çıkarmak için orda kalmak en güzeli ama biz hem kalabalık, hem çocuklu bir topluluk olduğumuz için kalmak külfetli ve zor olur diye erkenden gidip akşam olmadan dönmeyi planladık.

Celal abimizle Çamlıhemşin yakınlarında bir benzincide buluştuk. Bizim arabaları oraya park edip onun 1991 model Land Rover Defender aracına bindik. Arka koltukların arkasında karşılıklı iki küçük sıra oturma alanı olduğu için toplam 7 kişi ve Ömer Talha bebek çok rahat bir şekilde sığdık. Ben ön kısımda yolcu tarafındaydım. Yeni yeni kullandığımız selfie çubuğu burada çok işimize yaradı. Camdan çıkarıp çıkarıp video çektim. Aşağıdaki videoda bol bol görebilirsiniz.

Pokut Yaylasına giden yolu kısaca şöyle tarif edeyim. Çamlıhemşinin içinden geçip sonundaki köprüye varıyorsunuz. Normalde biz bu köprüden geçip meşhur Ayder’e gitmeye alışığız. Bu sene Ayder’in adını bile etmedik diyebiliriz. Zira Ayder çok bozdu.. Acaib bozdu.. Önünü alamadık.. Pokut için köprüyü geçmeden sağdan düz devam ediyorsunuz. Zil Kale de bu istikamette.. Pokut dönüşü orayı da ziyaret ettik.

Çamlıhemşin’den sonra 12 km kadar yolda herhangi bir sorun yok. Sonra birden küçük bir tabelada yazan “Pokut Yaylası” ibaresini görüp soldan o küçük köy yoluna vuruyorsunuz. Ama ne yol! Hemen yokuş ve virajlar başlıyor. Burdan yukarısı 17 km civarında ve 40 küsür viraj var. Dön babam dön.. Buraya gelinceye kadar bizim köyün 4-5 km’lik virajlı yokuşlu yolunu ben bir şey zannediyordum. Burası oraya rahmet okuttu ama değdi.. Bilhassa Celal abimizin Land Rover’i bu işi harika ve keyifli bir hale getirdi. Amcamız yolu ve aracın kapasitesini avucunun içi gibi bildiğinden ben olsam geniş geniş alacağım virajları o en içeriden ve sıfır dalarak tıpış tıpış çıktı. Maşallah arka koltuktaki Ömer bebek de pek sesini çıkarmadı. Bir ara uyudu bile yanlış hatırlamıyorsam 🙂

Bir ara gözüm en arkadaki arkadaşlara ilişti. Hop oturup hop kalkıyorlardı 🙂 Bir tanesinin başı nerdeyse tavana vurdu vuracaktı.. Vurmuş bile olabilir..

pokut yaylası

pokut yaylası

Yol kısa idi ama çok dik ve virajlı olduğundan yavaş yavaş çıkıyorduk. Nihayet pokut görünmeye başladı. Daha yaylanın girişine varır varmaz harika renkleri olan bir ağaçkakan gördük. Sanırım ilk kez görüyordum. Heyecandan fotoğrafını bile çekemedik. Pıt diye kaçıverdi. Videolarda belki bir kaç saniye görünüyordur.

Pokut Yaylası tek kelimeyle mükemmel! Instagram’dan gördüğümüz o harikulade manzara işte karşımızda duruyordu. Hava da talihimize çok güzeldi. Pokut Yaylası neredeyse hiç bozulmamış, 2042 m yükseklikte orijinal bir yaylaydı. Bulunduğumuz yerde sağ tarafta Sal Yaylası, çok uzaklarda karşı tarafımızda Virandere, daha uzaklarda Hamlakit Yaylası, sis yüzünden göremesek de Samistal Yaylası gibi diğer yaylalar vardı. En uzakta da Kaçkar zirvesi vardı. Üzerinde şerit şeklinde kıştan kalma bir kar çizgisi ile rahatça seçilebiliyordu. Vakit olsa burada bir kaç gün kalıp bütün civar yaylaları dolaşmak isterdik.

Henüz kahvaltı yapmamıştık. Günübirlik geldiğimiz için güzel bir kahvaltı yapıp, bol bol etrafı gezmek sonra da geç olmadan dönmek istiyorduk. Yayla evlerinin birinin hemen yanında kocaman bir masa vardı. Oraya güzelce soframızı kurduk. Biz sofrayla meşgulken etraftaki ineklerden bir iki tanesi bizi ziyaret etmek istedi 🙂 Resmen doğanın içindeydik.

pokut yaylası

Celal abimizle birlikte, meşhur Pokut manzarası eşliğinde güzel bir kahvaltı yaptık. Etrafı seyretmeye doyamadık. Bir an önce yayla yokuşlarından aşağıya kendimizi atmak istiyorduk. Bulunduğumuz yerdeki evler 150-200 yıllık tarihi ahşap yayla evleri idi. Burada imarla ilgili yıllardır süren bazı davalar varmış. İnşallah yöre halkını zora sokmayacak düzenlemelerle buralar korunarak hak sahiplerine bırakılır. Pokut’un Ayder gibi bozulmasını hiç istemiyoruz.

Kahvaltımızı yapınca yavaş yavaş patikalardan inip, evlerin aralarından geçerek hemen aşağımıza doğru devam eden düzlüklere inmeye çalıştık. Bir kaç düşme tehlikesi yaşadık ama birşey olmadı 🙂 Gurubumuz kalabalık olduğundan senkronu tutturamadık. Şahika hanım ve ben baya gerilerde kaldık. Otdu, böcekti, inekti derken önde gidenlerle aramız epey açılmış oldu.

pokut yaylası pokut yaylası

pokut yaylası

Bir ara tepemizde bir drone dolaştığını gördük. Gençler kameralı bir drone’la bu muhteşem görüntüleri yakalayıp yakalayıp bizi kıskandırıyorlardı. O an hanımla bir drone işine girmeye karar vermiştik. Sağolsun bu yazı kaleme alınmadan bir ay kadar evvel arkadaşlarım doğum günümde bana bir kameralı drone hediye ettiler. Henüz kullanmayı beceremedim. Havalar iyileşince ilk işim onu kullanmak olacak inşallah.

pokut yaylası

Yayla evlerinin ve etraftaki manzaranın güzelliğini ne kadar anlatsam az. Belki fotoğraflar bir nebze anlatabilir ama gidip görmek gibi olmaz. İmkanınız varsa mutlaka gitmelisiniz.

Pokut’un düzlüğü epey güneş alıyordu. Burada bir gölge bulup dinlendik. Bol bol fotoğraf çektik. Evlerin bir kısmı otel gibi kullanılıyordu. Etrafta 15-20 civarında yerli/yabancı turist de gördük. Hatta bir de çekim yapan bir ekip gördük. Belgesel çekiliyordu sanırım.

pokut yaylası

Instagram’da Pokut’u bulutların yerlerde gezdiği fotoğraflarla biliyorduk hep. Gezdiğimiz gün hava çok güzeldi, bulut da vardı ama yerlerde dolaşacak kadar çok değildi. O meşhur görüntüyü yakalayamadık fakat bulutlu havanın dezavantajı da vardı. Yakın çekimler istediğimiz gibi olmazdı. Buna şükür dedik. Güzel hava yaylada her zaman bulunmayabiliyor. Hazır varken kıymetini bilelim dedik.

Düzlükte epey vakit geçirince geriye dönüp Celal Abi’nin tarif ettiği patikalardan yaylanın etrafını dolaşmaya başladık. Turumuzun sonunda bizi gelip alacaktı. Bir daha geri dönmeyecektik. Öyle de yaptık. Pokut’un hemen içerisinden başlayan bir patikaya tutunup hafif meyilli bir yoldan yürümeye devam ettik. Bir süre sonra çıplak arazi bitip ağaçlı bir alana geldik. Bu patikanın keyfi de apayrıydı. 6 kişi ip gibi dizilip tek sıra ilerliyorduk. Yorulunca mola verip birbirimizi bekledik. Selfie çubuğu bu sırada çok işe yaradı.

pokut yaylası

pokut yaylası

IMG_3848

Patikadan devam edip yine geniş bir düzlüğe çıktık. Burada yatıp yuvarlansak yeriydi.. Celal abi çok fazla uzaklaşmamızı, sis filan bastırırsa yolumuzu kaybedebileceğimizi söylemişti. Biz de öyle yaptık, patikayı bitirip araba yoluna kavuştuk.

Yolu bulur bulmaz tam da Celal abinin dediği gibi oldu. Birden sis bastırdı. Yol bile zor seçilir oldu. Telefon açıp hazır olduğumuzu söyledik. Bir kaç dakika sonra gelip bizi aldı.

pokut yaylası

pokut yaylası pokut yaylası  Hemen dönüşe geçmedik. Biraz ileride bir su çeşme vardı. Bizi arabayla oraya kadar götürdü. Lezzetli soğuk yayla sularından içip ferahladık. Sonra dönüş yolculuğuna geçtik. Yine virajlı yollardan dikkatli dikkatli inerek asfalta kavuştuk.

Celal abi hazır gelmişken bize Zil Kale’yi de gezdirmek istedi. Peki dedik. Bir kaç km daha devam edip Zil Kale’ye vardık. Buraya daha önce hiç gitmemiştik. Hep bu Ayder’in yüzünden.. Varsa yoksa Ayder!

pokut yaylası

Zil Kale restorasyon geçirmiş haliyle bile çok güzel ve ihtişamlı duruyordu. Ormanın içerisinde avrupa fotoğraflarındaki minik bir şato gibiydi. Yapılış tarihi hakkında malesef detaylı bilgi bulunmuyor.

Zil Kale’den sonra araçlarımızı bıraktığımız noktaya gelip sevgili Celal Abi’mize teşekkürlerimizi ilettik. O olmasaydı kendi çabamızla yaylaya çıkmamıza imkan yoktu. Ne kadar teşekkür etsek az.

pokut yaylası

Bu gezimiz vesilesiyle anlamış olduk ki Ayder’den çok daha güzel, el değmemiş yaylalarımız var. Ayder’i de çok seviyoruz ama giderek kalabalıklaşak şekilli şekilsiz binaları bizi oradan soğuttu. Instagram’da içinde tramvay dolaşan İsviçre yaylalarını, bozulmamış tek katlı evlerini gördükçe insanın oturup ağlayası geliyor. Bunun hükümetle filan ilgisi yok. Bu tamamen insanımızın “para” hırsı.. 3 katlı ahşap görünümlü beton otel dikeceğine az kazan, güzel kazan, güzel bir hizmet, güzel bir manzara sun.. Yok! Her köşede bir otel, bir inşaat.. Keşke inşaattan, müteahhitlikten, yoldan, barajdan, köprüden, enerjiden bu kadar anlayan Rizeli işadamlarımız varken biraz paraya kıysalar da şu yaylalarımızı avrupadakiler gibi güzelleştirseler..

Gerçi yaylalarımız güzel.. Mesele kafaların güzel olmaması..

Karadeniz Gezisi 7. Gün Çayeli Ağaran Şelalesi

Karadeniz turumuzun 7. gününde çok da uzağımızda olmayan Çayeli Sırtköy’deki Ağaran Şelalesi’ni görmek istedik. Burası Çayeli’ye 12, merkeze 28 km mesafede olduğu için tabelaları takip ederek kolayca gittik. Köy yolları beton kaplı olduğu için hiç problem yaşamadık. Şelale 60-70 m yükseklikten kayaların üzerinde epey bir yol kat ettikten sonra küçük Continue Reading

Çatalca’da harika bir yer: Antikköy – [video]

İki hafta önce bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine havanın da şansımıza güneşli olmasını fırsat bilerek Çatalca’daki Antikköy 2 tesisine gitmiştik. Vaktiyle Beylikdüzü’nde otururken Çatalca’da ne var ne yok şöyle bir bakalım demiş, yol iz bilmediğimiz için, sadece bir tur atıp dönmüştük. O zamandan beri araç muayene istasyonu dışında Çatalca’nın adı cümle içinde hiç geçmemişti Continue Reading