Bahar geldi, evde durmak yok!

Arabaları yolda bırakan, 25 km mesafeyi tam 10 saatte aldıran karakış sanki dün gibiydi ama geçti gitti. Artık bahar mevsimindeyiz. Yollarda gördüğümüz irili ufaklı, beyazlı pembeli çiçek dolu ağaçlar, taptaze yeşil çimenler size de arabayı kenara çekip çimlerin üstünde yatıp yuvarlanma hissi uyandırıyor mu? Bahar geldiğine göre artık yavaş yavaş Continue Reading

Bahçeşehir Gölet Kışın Bir Başka Güzel

Bugün dahil son bir kaç gündür devam eden kar İstanbul’u hatta bütün Türkiye’yi etkisi altına aldı. Geçtiğimiz Cuma akşamı biz de bu kardan nasibimizi aldık. Maalesef bir önceki yazıda çamura battığımız gibi bu kez de trafikte kaldık. Üstelik tam 10 saat.. Akşam 19:00’da Davutpaşa’daki işyerimden çıkıp sabah 05:00’de Ispartakule’de evime varabildim. Ha bugün ha yarın alırız dediğim için henüz aracımızda kış lastikleri yoktu. Ancak çok şükür 25 km’lik yol boyunca araba hiç kaymadı, patinaj da yapmadı. Sağımda solumda patinaj yapanlar, üzerime doğru kayanlar oldukça salavat getirip hiç gaza basmadan usul usul devam ettim. Bir ara rampanın birinde önümdeki koca kamyon geri geri kaymaya başlayınca epey korktum. Çok şükür Ispartakule gişelere kadar 2 bayır, 3 de rampa çıktım. Gişelerden sonra Bizimevler’e giden yol epey rampa olduğundan -bir de üzerinde 10 saatlik kar yağışı olduğundan- o son rampayı çıkamadım. Aracı kenara çekip eve yürüdüm. Zaten 500 m filan kalmıştı.

O gece kütük gibi uyuyup ertesi gün arabayı  kontrol ettim. Diğerleri ile beraber yolun kenarında kuzu kuzu duruyordu.  Cep telefonum soğukta çalışmadığından fotoğrafını çekemedim. Rampanın sağında yine Bizimevler’e giden bir tünel ve daha dik bir rampa vardı. Oraya girenler hepten kalmıştı. Dün dahi arabalar orada duruyordu. Yolun içerisinde dahi arabalar kaldığından kar küreme araçları girememişti.

Dün hava çok güneşli idi. Arabamızı belki çıkarabiliriz deyip eşimle birlikte gittik. Küreğimiz olsaydı işimiz çok kolaydı ama henüz küreğimiz de yoktu. Kar eldivenleriyle arabanın arkasındaki karı 3-4 kere dinlenerek ellerimle yan tarafa attım. Buzları temizledim. Sonra çok şükür geri geri giderek aracı kardan çıkardım.

Hava güzel olur, arabamız çalışır da biz durur muyuz.. Hemen yakınımızdaki Bahçeşehir Gölet’e gitmeye karar verdik. Nasılsa ana yollar temiz diye lastikler konusunda bir tereddütümüz olmadı. Göletin girişine arabayı park ederek karların içerisinden bata çıka gölete vardık.

Bundan sonrası için artık kelimeler kifayet edemeyeceği için sizi harika gölet manzaraları ile baş başa bırakalım.

Dün sosyal medyada bir kısmını paylaştığımız bu yazıdaki fotoğrafları Başakşehir Belediyesi de çok sevdi ve bizden istedi. Orada da görürseniz şaşırmayın 🙂

 

Haftasonundan kalanlar: Belgrad Ormanında kahvaltı, 3. köprü, Rumeli Feneri

Merhabalar,

Geçtiğimiz haftasonu anneler gününü de fırsat bilerek bir pazar gezintisi yapalım istedik. Annemizi ve ablamızı da alıp önce Belgrad Ormanında piknikli kahvaltı yapıp sonra da 3. köprüyü görmek için Rumelifeneri’ne geçtik. Orayı keşfettiğimiz yazımız burada.

Belgrad Ormanı ve Kahvaltı Pikniğimiz

Pazar sabahı olduğu için çok da erken kalkmadık. 10.00 gibi kalkıp kahvaltı bile yapmadan yollara döküldük. Normal’de Tem’den gidip Kemerburgaz çıkışından çıkıyorduk. Bu sefer Tem’de kaza olduğu için Habibler yolunu tercih ettik. Orada kısa bir kabir ziyaretinden sonra (eşimin dedesi orada medfun) Göktürk üzerinden Belgrad Ormanına vardık. Buraya kısa bir not düşeyim, Belgrad Ormanı pazar günleri inanılmaz kabalık oluyor. Dernekleri piknikleri  olduğundan gürültüden geçilmiyor malesef. Gürültü kirliliği yaşanıyor. Biz normalde Neşet Suyu tarafına gider, yürüyüş parkurunun orada pikniğimizi yapardık. Bu sefer Ayvad Bendi tarafına girdik ve malesef masa bulamadık. Yer örtümüzü serip onda kahvaltı-pikniğimizi yaptık.

Belgrad Ormanı

Belgrad Ormanı

(Gezentigil Hasan kitap keyfi yaparken yakalandı:D )

Belgrad Ormanı Belgrad Ormanı Belgrad Ormanı Rumeli Feneri   Belgrad Ormanı

Menümüzde yaprak sarması, minik kekler, açma, börek, peynir – ekmek kahvaltılıklar ve termosta çay vardı 🙂 Biz bazen Bim’den aldığımız abur cuburla orada piknik yapıyoruz, adına da Bim Pikniği diyoruz 😀

Neyse, kahvaltımızı yaptıktan sonra Ayvad Bendine yürüdük. Onun da çevresinde piknik yapanlar vardı.

Günün en güzel anıysa, gölün etrafında dağ çileği bulmamız oldu. Daha önce Rize’de topladığımız dağ çileklerini burada görmek bizi şaşırttı. Biraz toplayıp eşimin çocukken yaptığı gibi kendi ipine dizdik. Bir güzel yedik 🙂 Kokusu ve tadı çok hoş. Siz de denk gelirseniz tadın mutlaka.

Rumeli Feneri ve 3. Köprüye Bakış

Uzun zamandır 3. köprünün yapıldığı yere gitmemiştik. Hazır o tarafa yakınken bir bakalım ne alemde dedik. Orman içinde trafik olur diye düşündük ve Kemerburgaz üzerinden Sarıyer oradan da sahile inmeden Rumeli Fenerine gittik direk. Giderken Köprü arz-ı endam ediyordu tüm güzelliği ile. Hava biraz kapanmaya ve soğumaya başlamıştı. Biz de fenerin oradaki kaleye gittik en önce. Orada biraz fotoğraf çekip, fenerin yanına gittik. Bir çay bahçesi bulmak umuduyla ama malesef bir balık lokantası vardı sadece. Bizim de karnımız tok olduğundan yola devam etmeye karar verdik. Çünkü akşam Galatasaray’ın maçı vardı ve yollar kilitlenmişti şimdiden.

Rumeli Feneri

IMG_8122  3. köprü rumeli feneri rumeli feneri

IMG_8121 Rumeli Feneri IMG_8110

Yolda güzel bir çay bahçesi bulmayı umud ettik ama malesef bulamadık. Buradan duyurmak istiyoruz, oraya güzel bir çay bahçesi yapın.. ya da varsa bize bildirin 🙂

Dönüş yolunda bir kaç tane de köprü fotoğrafı çekip yola koyulduk.

Bizim için keyifli geçen bir haftasonunun daha sonuna gelmiştik böylece 🙂

Bizi ararsanız çoğunlukla Belgrad Ormanında oluyoruz 😉

Bizim Takip edin:

Instagram | Twitter | Facebook

İstanbul’un Sonu: Rumeli Feneri

Havaların ısınmasını da fırsat bilip geçtiğimiz haftasonu Rumeli Feneri’ne gitmeye karar verdik. Bir nevi İstanbul’un sonuna gittik, çünkü orada İstanbul bitiyor ve başka bir güzellik başlıyor sanki. Şehirden çok uzakta değil ama sanki şehirde de değil. Yanıbaşımızda ne güzellikler varmış da biz bilmiyormuşuz meğerse. İstanbul’da oturup da şehrin kalabalığından sıkılıp Continue Reading

Saklı Deniz’i Keşfettik

Gezentigiller olarak kışın gezmelerimize ara verdik. Ufak tefek gezmelerimiz olsa da, soğuk, yağmur çamur bizi gezmekten alıkoydu. Baharın kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde biz de kendimizi dışarı attık. Üzerimizde biraz kırıklık vardı ama güzel havayı görünce dayanamadık. Gönül bir boğaz sefası yapmak isterdi ancak boğaza oldukça uzak olduğumuzda, haftasonu trafiğini Continue Reading

İstanbul’un yanıbaşındaki güzellik “Ağva”

Haftasonu eşimin ısrarlarıyla Ağva’ya gitmeye karar verdik. Açıkçası havanın çok sıcak olması ve yolun da uzun olmasından dolayı o ısrar etmese gidilecek gibi değildi. Ancak yolda bütün düşüncelerim değişti. Köprüyü geçip Şile yoluna saptığımızda yeşillikler içindeki güzel bir yoldan ilerlemeye başladık. Eşimin google map’ten çıktısını aldığı haritaya göre Şile’den sonra Continue Reading