İstanbul Akvaryum’u Gezdik

Genel İstanbul

Açıldığı günden beri İstanbul Akvaryum’u çok merak ediyordum. Denizin altında yaşananları hep merak etmiştim zaten. Küçükken  Kaptan Kusto’nun belgesellerini izlerdim. Su altındaki yaşamı ne güzel anlatırdı. Bugün bir kez daha anladım ki, ben balık yemeyi değil onları izlemeyi çok seviyorum. Deniz canlılarının hepsini çok seviyorum..

Bizim akvaryuma gidişimiz tamamen şans işi oldu aslında. Twitter’da İstanbul Akvaryum’un (@istanbulakvaryum) açtığı yarışmaya katıldım ve çift kişilik bilet kazandım. Böylece uzun zamandır merak ettiğimiz İstanbul Akvaryum’a gitme şansına eriştik.

İlk girişte Karadeniz karşılıyor sizi. Alabalıklar ve süper kamufle olmuş kalkan balıkları ile geziye başlıyorsunuz. Hayranlıktan ağzınız bir karış açılmışken İstanbul Boğazı çıkıyor karşınıza. Ayaklarınızın altında balıkların oynadığını görüyorsunuz. Büyüklü küçüklü balıklar karışık halde yüzüyorlar. Elinizle tutacağınız kadar yakınlar!

Biraz daha ileride daha büyük bir alanda İstanbul boğazına bakıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Biz vatoz gelip önünüzden geçiyor. Ardından ilk! köpekbalığını görüyorsunuz. Hepsi teker teker geçit töreni yapıyorlar adeta. Onlar suda salınırken biz hayran hayran onları izliyoruz. Aaa a bu da varmış! deyip.. Daha önce ancak televizyon ya da bilgisayardan gördüğümüz balık türleri çok yakınımızdalar.. Hatta görevliler bakmazken insanlar onları elliyorlar bile.

İlerlediğimizde Ege Denizi, Akdeniz diye devam ediyor.

Tam çıkış yazını görüp bitti galiba derken mola vermek için kafenin olduğu bölüme geldiğimizi farkediyoruz. Daha alt kat var gezilecek. Bu sefer rotamız dünya denizleri. Okyanuslarda yaşayan canlı türleri görünmeye başlıyor.

Artık Kayıp Balık Nemo’daki tüm balıkları görme vakti. Palyaço balığı ile başlıyoruz. Ardından Dory’yi görüyoruz. Nasıl olsa bizi unutur deyip el bile sallamıyoruz 🙂 Palyaço balıkları anemonlar ile oynaşıyor. Orada bir bilgi duyuyoruz. Başka balıkların anemonlara yaklaşmadığını, eğer yaklaşırlarsa salgılanan zehirden ölebileceklerini, sadece palyaço balıkların derisinde bulunan maddenin buna dayanıklı olduğunu.

Daha var mı? Bitmedi mi? derken bu sefer çıkış yazını görüyoruz. Son durak Yağmur Ormanları. İsmini duyunca heyecanlanıyoruz. Acaba o atmosferi hissedebilecek miyiz? Derken kocaman bir orman! karşılıyor bizi. Igoanalar ile göz göze geliyoruz. Hafiften yağmur atıştırıyor. Tabelada fareye benzer bir hayvancık görüyorum. Acaba nerede diye bakınırken suyun içinden çıkmasıyla ödüm kopuyor. Çünkü bu hayvancağız fareden oldukça büyük ama farenin aynısı! Uzunca bir süre şoku üzerimden atamadım.

Gezi yağmur ormanları ile son buluyor. Kendimizi hediyelik eşye dükkanında buluveriyoruz. Tabi ondan önce kapıda sizin için çekilen fotoğrafın bastırılması var. İsterseniz alıyorsunuz.  İki fotoğraf 20 TL

Nasıl Gidilir?

Biz metrobüs ile Florya’ya oradan da minibüs ile akvaryuma gitmeyi tercih ettik. Metrobüsten inip üst geçitten geçip, Florya yönüne doğru biraz yürürseniz otobüs ve minibüslerin geçtiği yere ulaşabilirsiniz. Oradan geçen 73T numaralı otobüs tam olarak akvaryumun önünden geçiyor.

Kendi arabanızla giderseniz, Florya Sosyal Tesis’lerine gider gibi yapın. Çünkü Sosyal Tesislerin hemen ilerisinde.

Ayrıca İstanbul Akvaryum’un sitesinden de alternatif ulaşım tavsiyelerine bakabilirsiniz..

İstanbul Akvaryum saat 10.00’dan 20.00 ‘a kadar açık.

Bilet Ne Kadar?

Yetişkin : 29 TL

Öğrenci, Öğretmen, Engelli, 65 yaş üstü, Gazi : 22 TL
(Kimlik gösterilmesi zorunludur.)

Yıllık Geçiş (Yetişkin) : 75 TL

Yıllık Geçiş (Çocuk) : 55 TL

4 kişilik aile : 85 TL

3 kişilik aile : 68TL

Rakamlarla İstanbul Akvaryum

  • 6.800 metreküp su hacmine sahip, toplam 64 adet tank,
  • 100 dönüm arazi içerisinde, toplam 22 bin m2’lik 2 katlı dev proje,
  • İstanbul Akvaryum’a ait 1.200 araçlık 32 bin m2’lik otopark alanı,
  • 6.000 m2’lik ziyaretçi alanı,
  • Karadeniz’den başlayıp Pasifik’e kadar uzanan 1,2 kilometre uzunluğundaki, özel temalı gezi güzergâhı,
  • Birbirinden ilginç türlerin bulunduğu yaklaşık 1.500 çeşit,toplam 15 bin adet deniz ve kara canlısı,
  • 2 adet 15 kişilik 6 akslı 5D sinema salonu, 7 ayrı film izleme seçeneği, rüzgâr, sis, su gibi efektler yaşatan sıra dışı sistem,
  • İstanbul Akvaryum içerisinde 470 m2’lik alana sahip hediyelik eşya birimi,
  • Gezi güzergahı üzerinde 3 kafe,
  • Bir tarafı Panama Kanalı manzaralı, diğer tarafı deniz manzaralı 1 adet restoran ,

 

Yeme – İçme

Ramazan olmasaydı eğer gezi güzergahları üzerindeki kafelerde oturabilirdik. Mesela ilk bölümü gezdikten sonra Emirgan Sütiş çıkıyor karşınıza. Dizaynı müthiş! Onun dışında denize nazır kafede bir şeyler de içebilirdik. Yeme içme noktalarının gezi alanlarına konulması iyi olmuş. Gezinin bitmesini beklemeden bir şeyler yiyilip içilebiliyor. Gezerken acıkıyor insan, çünkü akvaryum oldukça büyük!

Bizim Çektiğimiz Videolar

Fotoğraflar

no images were found

Gezmeyi çok sever :) Yeni şeyler keşfetmek hobisi. www.kadinsanat.net'te de yazar. Küçük şeylerle mutlu olabilen bir insan..

3 Comments

  1. Bu harika geziyi bize sağladığı için @akvaryum’a çok teşekkürler.

    Reply
  2. taksim’den sarı dolmuşlar ile 6 TL ücreti.

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Önceki yazıyı okuyun:
5. Yılımızı Büyükada’da Kutladık

Anlatacak çok şey var aslında :) Yazmakta biraz geç kaldığımdan bu minik dip notu en başa yazayım dedim. Büyükada'da dolu...

Kapat