Haftasonu Gezimiz: Bahçeşehir Gölet ve Flamingo Köy

Hafta sonu havayı güneşli görüp biraz dışarı çıkalım istedik. Cumartesi günü yakınımızda olan Bahçeşehir Gölet’e gidip biraz hava aldık. Ardından Pazar günü kendimizi tutamadık ve Çatalca’da bulduk. Çünkü Gezentigiller olmak bunu gerektirir 😀

Bahçeşehir Gölet

golet-1 golet-2 golet-3 golet-4 golet-5   golet-8 golet-9 golet-10

Yıllar yıllar önce (10 sene kadar) bizim maceramız Bahçeşehirde başlamıştı. Gezentigil Hasan’ın işi ve ilk evimiz oradaydı. Sonra yıllar bizi savurdu, biz şehrin içinde yaşamaya karar verdik.. Daha sonra bunun da iyi bir karar olmadığını anladık. Sakinliğe geri dönmek istedik. Ve yine buradayız 🙂

Tabii Bahçeşehir bu zamanda bir hayli değişmiş, binalar çoğalmış.. Ama gölet aynı güzelliği ile yerinde duruyor.

Gölet içinde restoranlar var ama hava güzelse çimlere de yayılabilirsiniz. Gerçi bizim gölette piknik konusunda daha önce dilimiz epeyce yanmıştı ama.. Artık değişmiştir diye umut ediyoruz.

Hava soğuk olduğundan dolayı biraz yürüdük ve dinlenmek için bir banka oturmuştuk ki orada oturup güneşlenen bu sevimli kedicik geldi bize sokuldu. Biz onu rahatsız etmemek için yanına bile yaklaşmadık ama çok üşümüş olmalı ki kendi geldi ve uzun bir süre kucağımızdan inmedi. Uyudu, mırıldadı.. Bizim de canımız onu orada bırakıp eve dönmek istemedi.. Ama maalesef onu bırakıp arkadan el sallamak zorunda kaldık. O hala bankta oturuyordu 🙂

golet-7

golet-6

golet

Çatalca’da güzel bir yer: Flamingo Köy

Açıkçası biz yola Cesur ve Güzel dizisindeki Korludağ kasabasını bulmak için çıkmıştık 🙂 Dizideki görüntüler ve manzaranın güzelliği bizi mest etti. Bazı bölümlerinin de Çatalca’da çekildiğini duymuştuk. Neresi olduğuna bakalım derken o güzel çiftliğin Polanezköyde olduğunu öğrendik..

 

flamingokoy-6

flamingokoy-1 flamingokoy-2 flamingokoy-3 flamingokoy-4 flamingokoy-5

golet-11

Biz de madem Çatalca’ya geldik, biraz dolaşalım istedik. Etrafta ne var ne yok araştırırken Flamingo Köy ismi dikkatimizi çekti. İnternetten baktığımızda içinde flamingolar olduğunu gördük. Durur muyuz? Hemen rotamızı oraya çevirdik.

Bulmak hiç zor olmadı, Çatalca merkezden biraz daha ileri gidip Gökçeali köyüne geliyorsunuz. Köprüyü geçtikten sonra soldaki ilk yola girerek cevizlik sokak boyunca 250 mt gidiyorsunuz. Yolunuzun üstünde oluyor zaten. Tabelalarda yol gösteriyor.. Biz yine de haritayı buraya ekleyelim:

Flamingo Köy’de Neler Var?

Biz Aralık ayında gittiğimiz için oldukça soğuktu. Girişte sanki bir eve gidiyormuşsunuz hissiyatı oluşuyor. Gerçekten girişte güzel bir ev ve havuzu sizi karşılıyor. Güzel bahçede biraz daha yürüdüğünüzde karşınıza kocaman bir mangal çıkıyor. Tam onun kokusunu içinize çekerken Flamingoları görüyorsunuz 🙂 Biz ufak çaplı bir şaşkınlıktan sonra flamingoları fotoğraflamaya koyulduk. Çünkü ikimizde hayatımızda ilk defa canlı canlı flamingo görüyorduk.

Sadece flamingo değil, küçük gölette ördekler de yüzüyordu. Hatta uçarak pike yaptıkları bile oluyor.

Onların dışında kahvaltı ve mangal servisleri de var. Etleri yine içindeki kasaptan siz seçiyorsunuz. Onlar pişirip servis ediyorlar. İçeride sıcacık sobanın üstünde ekmek de kızartıyorlar.

Sanırım daha çok yazlık olarak düşünülmüş bir mekan. Çünkü kapalı alanı biraz dardı. Ama bahçede bir çok masa vardı.

Tesisin arkasından geçen Karasu deresinde balık tutup üzerinde deniz bisikletine binebiliyorsunuz. Tabii hava soğuk olduğu için bunları biz yapmadık.

Fiyatlar:

Et kilo: 130 tl
Köfte kilo : 90 tl
Tavuk kilo: 70 tl
Kahvaltı: 50 tl

İsterseniz onlar pişirip size getiriyor, dilerseniz de mangal başında kendiniz pişiriyorsunuz. Çayı ikram ediyorlar sağolsunlar hem de termosla önünüze getiriyorlar.

Daha önce gittiğimiz Antik Köy’de de fiyatlar bu civardaydı. Tamam mekanlar güzel, ama fiyatlar çok pahalı. Neden insanlara sanki orayı kiralıyormuşcasına fiyatlar sunuyorsunuz? Etin ve tavuğun fiyatları zaten belli. Hizmet için alınan fiyatlar çok pahalı. Buradan yetkililere seslenmek istiyoruz..

Biz yemeğimizi yiyip çayımızı içtikten sonra, inşallah bir dahaki sefere İlkbahar’da yine gelelim diyerek oradan ayrıldık..

Böylece güzel bir haftasonunu daha geride bırakmış olduk..

Balkan turumuzun ilk durağı Belgrad

Bu yılın başında eşimi sahte bir Periscope yarışması ile kandırarak evliliğimizin 10. yıl dönümünde Balkan turu yapacağımızı söylemiştim. Çok şükür Mayıs’ın son haftası bu 8 günlük tatilimizi yaptık. 10. Evlilik yıldönümümüzde Ohrid’deydik. Şimdi daha önceki Karadeniz yazı dizisi kadar uzun tutmamakla beraber fırsat buldukça bu gezimizdeki yaşadıklarımızı, ziyaret ettiğimiz yerleri Continue Reading

Karadeniz Gezisi 13-16. günler: Rize Kıbledağı Camii, Erzurum Ziyareti ve Dönüş

Neredeyse bir yıldır yaza yaza bitiremediğimiz Karadeniz gezimizin son bölümüne geldik.

Normalde bir haftalık yıllık izin kullanan kişiler olarak iki haftalık bu uzun tatil aslında çok yorucu oldu. Kağıt üzerinde şuraya şuraya gidilecek diye not aldığımız günlerin arasına hiç boşluk koymamıştık fakat gerçekte iki gün üstüste bir yere gitmek hele de uzun bir araba yolculuğu ve sonrasında yine uzun yürüyüşler varsa çok yorucu oluyormuş, bunu anladık. Bundan sonraki planlarımızda mutlaka istirahatleri araya serpiştirmek icab edecek.

Kıbledağı Camii IMG_4521

Gezimizin son günlerinde yeni açılan “Kıbledağı Camii” görmeye gittik. Burası Güneysu ilçesinde 1800 m rakımlı, bölgeye oldukça hakim bir tepenin üzerinde yer alan şirin bir cami. Aslında burada yıllardır bir camii vardı fakat eski ve yetersizdi. Burası çevresiyle birlikte yeniden düzenlenerek hizmete açıldı. Fakat arazi yetersiz olduğundan mesela bizim gittiğimiz zamanda park yeri sorunu vardı. Aracı uzağa park edip dik yokuştan yürümek zorunda kaldık. Evet buranın yolu oldukça dik. Son bir kaç kilometrede araçlar nefes almakta zorlandıklarından mıdır bilemiyoruz epey güçten düştüler. Gerçi kalabalık bir şekilde gitmiştik. Fakat bütün arabalar yol dikleştikçe ve yükseğe çıkıldıkça çaptan düşmeye başladılar.

Kıbledağı Rize’nin büyük bir kısmını görebiliyor fakat talihinize hava bulutlu değilse ancak bu manzarayı yakalayabiliyorsunuz. Oraya kadar çıkmışken buluttan başka bir şey göremeyince şaşırıp üzülmemeniz gerekiyor. Biz ucundan kenarından manzarayı yakaladık diyebiliriz. Gözümüzün önünde saniyeler içerisinde etrafı bulut kapladı. Hatta bir dahakine şöyle bir plan geliştirdik. Kıbledağı şehir merkezinden görünmezken bizim 25 km uzaktaki köyümüzden görünüyor. Kıbledağı’na çıkmak istediğimizde köyden birini arayıp havanın durumunu öğrenip ona göre çıkacağız :)))

Erzurum Ziyareti (700 km)

IMG_5erzurum115

Gezimizin sondan ikinci gününde Erzurum‘un hemen yakınlarında küçük bir arazi alıp arıcılık yapan büyük dayımızı ziyaret etmeyi planlıyorduk. Duyduğumuz kadarıyla burada bir baraka-ev yaptırmıştı. Tatile beraber çıktığımız kuzenimiz ailesi ile hanımköye (Giresun) geçtiğinden tek araba olarak yola çıktık. 250 km’lik uzun bir yol bizi bekliyordu.

Erzurum’a Rize’nin İkizdere ilçesi üzerinden Ovit Yaylası‘nı geçerek gittik. Buralar yıllar öncesine göre oldukça güzelleşmiş, dağ başları otoban kalitesinde yollarla kaplanmıştı. Gerçi yolun tamamı bitmemişti. 10 km’lik Ovit tüneli tamamlandığında bu dağ başlarından gitmek icab etmeyecek belki ama bu manzaralar da kolay kolay vazgeçilir gibi değil.

Ovit geçidinde durup mola verdiğimiz bölgeye çok yakın bir yerde meğer irili ufaklı krater gölleri varmış. Biz sonradan öğrendiğimiz için bunlara gidemedik.

erzurum

erzurum

Rize ile Erzurum iklim ve bitki örtüsü bakımından gerçekten çok farklı. İkizderede çamları  dereleri seyrede seyredere giderken birden etraf değişiyor. Kupkuru çorak tepelerin arasından ince suların kenarında uzun kavak ağaçlarından başka bir şey bulamıyorsunuz.

IMG_3266erzurum

İspir üzerinden 4-5 saatlik bir yoluluk sonrasında dayımızın barakasına vardık. Burada bir kaç saat geçirip Erzurum’u dolaşıp dönmeyi planlıyorduk ama yolculuk çok yorucu olduğundan ve dayımız bizi bırakmadığından geceyi orda geçirmeye karar verdik.

Baraka gerçekten iyi hazırlanmıştı. İçi çok genişti. İki büyük odası, salonu, salona bitişik mutfağı ve dışarıda tuvaleti vardı. Arı kovanları da hemen bahçede idi. Maşallah uslu hayvancıklar, hiç rahatsızlık vermediler.

IMG_3erzurum245

Vardığımızda daha erken olduğu için dayımız bizi şehir turuna çıkardı.

erzurum

erzurum

erzurum

erzurum

erzurum

erzurum

erzurum

Öncelikle Abdurrahman Gazi türbesini ziyaret ettik. Sonra çarşıda kısa bir tura çıktık. Çifte minareli medrese biz gittiğimizde restorasyondaydı. O yüzden içine giremedik 🙁 Kısa bir şehir turunun ardından oltu taşı satan bir çarşıya geldik. Genellikle tesbih ve kolye yapılan bu taş oldukça pahalıya satılıyordu.

erzurum erzurum

Erzurum bir kaç kilometre uzakda gündüz belli belirsiz seçilirken gecenin karanlığında içi altın dolu bir hazine gibi şırıl şırıl parlıyordu. Etrafta Erzurum’dan başka ışık kaynağı olmadığından barakada gökyüzü harika görünüyordu. Aynı gökyüzünü İstanbul’da bulmak çok zor.

erzurum

Sabah kalktığımızda leylekler çoktan tarlaya inmişti 🙂 Biz de güzel bir kahvaltının ardından Rize’ye dönüş için yola çıktık.. Kahvaltımızın olmazsa olmazı tabii ki tazecik “bal” dı 🙂

erzurum

 

Dönüşü aynı yoldan yapmamak, daha başka yerler de görebilmek için Bayburt ve Gümüşhane üzerinden Maçka’ya ordan da Trabzon’a gitmeyi tercih ettik.

Gümüşhane/Maçka arasındaki Zigana tünelinden geçerken bir şehir efsanesinin gerçekliğine tanık olduk. Tünelin bir ucu günlük güneşlikken diğer ucunda yağmur yağıyordu 🙂

zigana

640 km’lik bir yolculuk yapıp Rize’ye döndükten sonra ertesi gün 1200 km’lik İstanbul dönüşü bizi bekliyordu:) Maalesef tatilin bu son demlerinde çok yorulduk. Bilhassa son günlere bu kadar uzun bir yolculuğu planlamamak gerekiyordu. Bunu düşünemedik. Ama çok şükür yorgun da olsak sağ salim, kazasız belasız bir şekilde evimize vardık. Dönüşte Giresun Görele’de  @visnap‘a ve Kastamonu’daki arkadaşlarımıza uğramayı ihmal etmedik.

Böylece uzun bir süredir yazmaya çalıştığımız Karadeniz turumuzu bitirmiş olduk. Gezerken ayrı, yazarken ayrı yorulduk :))

Eğer daha önce gitmediyseniz Karadeniz’i mutlaka gezin. Memleketimizin her köşesi çok güzel..

Kış Soğuklarına Kaplıca Keyfi Yakışır

Yazın her tatil fırsatında sahillere koştuk, denizin, güneşin tadını doya doya çıkarttık. Yazı geride bıraktığımız şu günlerde ise havalar giderek soğumaya ve kış kendisini hissettirmeye başladı. Şalların, battaniyelerin, sıcacık çorbaların, kestanenin, salebin mevsimi geldi. Bedenimizi ve içimizi ısıtacak ne varsa şimdi bize cazip geliyor. Kışın bu soğuk günlerinde tatil deyince Continue Reading

Karadeniz Gezisi 9-12. günler: Artvin Borçka Karagöl

2015 Yazında kuzenlerimizle gittiğimiz uzun Karadeniz gezimizi yıl dönümünden önce bitiremeyeceğiz gibi görünüyor 🙂 Geçen seneki bu yolculuğumuza başlamamızın sebebi Bursa’da yaşayan öğretmen kuzenimin ailesiyle birlikte 3 aylık yaz tatilinde Rize’de uzun uzun kalacak olmasıydı. Onlarla birlikte güzel bir tatil geçirmek için biz de iznimizi uzatıp peşlerine düşmüştük. Ben bu Continue Reading

Seul’ün keyfini çıkarmak için 7 ipucu

Dünya üzerinde bazı şehirleri gezip dolaşmak için birkaç gün hatta belki birkaç sat bile yeterli olurken bazılarını tam olarak anlamak ve yaşamak için haftalar hatta aylar gerekir. İşte, Güney Kore’nin ışıltılı başkenti Seul de böyle bir yer. Seul’e gitmek için en büyük masraf ise uçak bileti, ama ucuz uçak bileti Continue Reading

Haftasonundan kalanlar: Belgrad Ormanında kahvaltı, 3. köprü, Rumeli Feneri

Merhabalar,

Geçtiğimiz haftasonu anneler gününü de fırsat bilerek bir pazar gezintisi yapalım istedik. Annemizi ve ablamızı da alıp önce Belgrad Ormanında piknikli kahvaltı yapıp sonra da 3. köprüyü görmek için Rumelifeneri’ne geçtik. Orayı keşfettiğimiz yazımız burada.

Belgrad Ormanı ve Kahvaltı Pikniğimiz

Pazar sabahı olduğu için çok da erken kalkmadık. 10.00 gibi kalkıp kahvaltı bile yapmadan yollara döküldük. Normal’de Tem’den gidip Kemerburgaz çıkışından çıkıyorduk. Bu sefer Tem’de kaza olduğu için Habibler yolunu tercih ettik. Orada kısa bir kabir ziyaretinden sonra (eşimin dedesi orada medfun) Göktürk üzerinden Belgrad Ormanına vardık. Buraya kısa bir not düşeyim, Belgrad Ormanı pazar günleri inanılmaz kabalık oluyor. Dernekleri piknikleri  olduğundan gürültüden geçilmiyor malesef. Gürültü kirliliği yaşanıyor. Biz normalde Neşet Suyu tarafına gider, yürüyüş parkurunun orada pikniğimizi yapardık. Bu sefer Ayvad Bendi tarafına girdik ve malesef masa bulamadık. Yer örtümüzü serip onda kahvaltı-pikniğimizi yaptık.

Belgrad Ormanı

Belgrad Ormanı

(Gezentigil Hasan kitap keyfi yaparken yakalandı:D )

Belgrad Ormanı Belgrad Ormanı Belgrad Ormanı Rumeli Feneri   Belgrad Ormanı

Menümüzde yaprak sarması, minik kekler, açma, börek, peynir – ekmek kahvaltılıklar ve termosta çay vardı 🙂 Biz bazen Bim’den aldığımız abur cuburla orada piknik yapıyoruz, adına da Bim Pikniği diyoruz 😀

Neyse, kahvaltımızı yaptıktan sonra Ayvad Bendine yürüdük. Onun da çevresinde piknik yapanlar vardı.

Günün en güzel anıysa, gölün etrafında dağ çileği bulmamız oldu. Daha önce Rize’de topladığımız dağ çileklerini burada görmek bizi şaşırttı. Biraz toplayıp eşimin çocukken yaptığı gibi kendi ipine dizdik. Bir güzel yedik 🙂 Kokusu ve tadı çok hoş. Siz de denk gelirseniz tadın mutlaka.

Rumeli Feneri ve 3. Köprüye Bakış

Uzun zamandır 3. köprünün yapıldığı yere gitmemiştik. Hazır o tarafa yakınken bir bakalım ne alemde dedik. Orman içinde trafik olur diye düşündük ve Kemerburgaz üzerinden Sarıyer oradan da sahile inmeden Rumeli Fenerine gittik direk. Giderken Köprü arz-ı endam ediyordu tüm güzelliği ile. Hava biraz kapanmaya ve soğumaya başlamıştı. Biz de fenerin oradaki kaleye gittik en önce. Orada biraz fotoğraf çekip, fenerin yanına gittik. Bir çay bahçesi bulmak umuduyla ama malesef bir balık lokantası vardı sadece. Bizim de karnımız tok olduğundan yola devam etmeye karar verdik. Çünkü akşam Galatasaray’ın maçı vardı ve yollar kilitlenmişti şimdiden.

Rumeli Feneri

IMG_8122  3. köprü rumeli feneri rumeli feneri

IMG_8121 Rumeli Feneri IMG_8110

Yolda güzel bir çay bahçesi bulmayı umud ettik ama malesef bulamadık. Buradan duyurmak istiyoruz, oraya güzel bir çay bahçesi yapın.. ya da varsa bize bildirin 🙂

Dönüş yolunda bir kaç tane de köprü fotoğrafı çekip yola koyulduk.

Bizim için keyifli geçen bir haftasonunun daha sonuna gelmiştik böylece 🙂

Bizi ararsanız çoğunlukla Belgrad Ormanında oluyoruz 😉

Bizim Takip edin:

Instagram | Twitter | Facebook

Uçak Bileti Bulmanin Kolay Yolu

Geçtiğimiz günlerde işimle ilgili plan dışı bir seyehate çıkmam gerekti. Otel bulma çabaları, rezervasyonlar, valiz hazırlamak falan derken süreç benim için epey bir yorucu geçti açıkçası. Bütün bu detaylarla uğraşmanın en yorucu yanı da uçak bileti aramak oldu diyebilirim.Her hava yolunun ayrı ayrı uçuş tarifeleri, aynı güzargahta bile uçurum olan Continue Reading